EMBRiYODA CiNSiYET OLUŞUMU
Lise seviyesinde biyoloji eğitim almış hemen herkes, insanlarda embriyonun cinsiyetinin döllenmeyle birlikte daha ilk günden belli olduğunu söyleyecektir. Çünkü diğer memelilerde olduğu gibi insanlarda da cinsiyetin belirlenmesine erkekten ve kadından gelen genler aracılık eder. İnsan hücresinde 23 çift halinde toplam 46 kromozom bulunmaktadır. Bu çiftlerden bir tanesi gonozom olarak adlandırılan cinsiyet kromozomudur. İnsan gonozomu kadınlarda XX erkeklerde XY yapısına sahiptir. Üreme hücreleri oluşurken mayoz bölünme sonucu kromozom çiftleri birbirinden ayrılarak sayıları yarıya iner. Bu nedenle kadınlarda her biri 23 kromozom taşıyan X kromozomlu yumurta hücreleri oluşurken erkeklerin 23 kromozomlu sperm hücreleri X veya Y kromozomuna sahip olabilir. Döllenme sırasında anneden gelen yumurta her zaman X kromozomlu olacağı için babadan gelen spermin X kromozomlu olması durumunda embriyo XX kromozomlu bir dişi, spermin Y kromozomlu olması durumunda ise embriyo XY kromozomlu bir erkek olacaktır.
|
|
Kaynak: Kateryna Kon/Science Photo Library/Getty Images. |
Ana hatlarıyla cinsiyet oluşum süreci yukarıda değinilen şekilde ilerlese de böyle bir anlatımın oldukça eksik olduğu bilinmelidir. Hatta bazı durumlarda bu bilginin yanıltıcı olduğu bile söylenebilir. Çünkü bir organizmada genotip olarak adlandırılan genetik bilginin, fenotip adı verilen fiziksel, biyokimyasal ve davranışsal özelliklere dönüşmesi, gen ekspresyonu olarak bilinen aşamalı ve karmaşık bir süreç sonucunda gerçekleşir. Bu süreçte, DNA’daki genetik bilgi önce okunur, ardından kopyalanır ve ribozomlara taşınarak orada protein sentezlenir. Üretilen proteinler, vücutta enzim, hormon, yapı taşı veya taşıyıcı molekül gibi işlevler üstlenerek fenotipin oluşumunu sağlar.(17)
Cinsiyetin belirlenmesi de böylesine kompleks bir mekanizmanın sonucudur. Bu mekanizmalar beklenildiği şekilde sağlıklı işlemezse, XY genotipine sahip kadın fenotipinde bireyler gelişebileceği gibi XX genotipine sahip erkek fenotipine yakın bireyler oluşması da söz konusudur.
İLK ALTI HAFTADA EMBRİYONUN ÜREME SİSTEMİ
Embriyonun üreme sisteminin bir diğer önemli bileşeni ise PGC (Primordial Germ Cells) olarak adlandırılan cinsiyetsiz “Bipotential” kelimesi, “erkek veya dişi olarak gelişebilecek şekilde her iki potansiyele de sahip,” anlamında olmakla birlikte kolaylık açısından “cinsiyetsiz” olarak tercüme edilmiştir. (bipotential) üreme kök hücreleridir. Daha sonra yumurta ve sperm hücrelerine dönüşecek olan bu ilk hücreler, 5. haftadan itibaren yolk kesesinden göç ederek embriyonun içine girip genital kabartıya yerleşirler. 6. haftadan sonra gonadların farklılaşmasıyla birlikte PGC’ler erkeklerde spermatogonia, dişilerde ise oogonia olarak adlandırılan süreçleri geçirerek sperm ve yumurta hücrelerinin olgunlaşmamış öncüllerini oluşturacaklardır.
|
| Embriyoda ilk genital oluşum |
Embriyoda gelişen bir diğer cinsel oluşum ise 4. haftadan itibaren genital kabartının yakınında şekillenen Wolff ve Müller tüpleridir. Wolff tüpleri, embriyonik süreçte erkek üreme sisteminin gelişiminde temel rol oynar ve zamanla sperm kanalları, epididimis ve vas deferens olarak adlandırılan erkek üreme organlarını oluşturur. Müller tüpleri ise, embriyonik gelişim sırasında kadın üreme organlarının temel yapıları olan rahim, fallop tüpleri ve vajinanın üst kısmını oluşturur. (18) Embriyo hangi cinsiyette olursa olsun bütün emriyolarda 4. haftadan itibaren Wolff ve Müller tüplerinin her ikisi birden oluşmaya başlar. Ancak 6. haftadan sonra cinsiyete göre, erkeklerde Wolff tüpleri gelişimini sürdürürken Müller tüpleri gerileyerek yok olur. Dişilerde ise bunun tam tersi yaşanır; Müller tüpleri gelişir ve Wolff tüpleri kaybolur.
Sonuç olarak insan embriyosunda cinsiyeti oluşturan bileşenlerin hiçbiri, hamileliğin ilk 6 haftası boyunca erkek veya dişi olarak farklılık göstermez.
|
|
Embriyoda gonadların ve genital kanalların gelişimi |
SRY GENİ
İnsan embriyosunda cinsiyet gelişimini belirleyen ilk ve en temel etken SRY (Sex determining Region on chromosome Y; Y kromozomu üzerinde cinsiyet belirleyen bölge) geni adı verilen bir gen parçacığıdır. Adından da anlaşılacağı üzere bu gen, sadece erkek bireylerde bulunan Y kromozomu üzerinde yer alır. Dişi bireylerde ise SRY geni bulunmaz. Erkek embriyonun dişilerden farklılaşma sürecinin ilk basamağını, hamileliğin 6. haftasının sonunda SRY geninin aktifleşmesi oluşturur. O ana kadar erkek ve dişi embriyolardaki cinsel oluşumlar birbirinin aynısı olacak şekilde seyrederken, SRY geninin aktifleşerek SRY proteini üretmeye başlamasıyla erkek embriyo farklı bir çizgiye yönelir, dişi embriyo ise eskisi gibi yoluna devam eder.(19)
Erkek embriyoda 6. haftanın sonunda SRY geninin aktif olmasıyla SRY proteini salgılanmaya başlar. TDF (Testis Determining Factor; testis belirleyici faktör) de denilen bu proteinin işlevi, gonadların testislere dönüşümünü sağlamak ve yumurtalıkların gelişmesine engel olmaktır. SRY proteininin görülmesiyle birlikte gonadlarda sertoli hücrelerinin oluşumu tetiklenir. Sertoli hücreleri testesteron salgılamakla görevli olan Leydig hücrelerinin üretilmesine neden olduğu gibi MIF (Müller İnhibe Edici Faktör) salgılanmasını da sağlar. AMH (Anti-Müllerian Hormon) olarak da adlandırılan MIF, erkek embriyoda müller kanallarını körelten hormondur. Zamanla gelişen testislerde Leydig hücrelerinin üretmeye başladığı testosteron, diğer sinyallerle birleşerek, Wolff kanallarının epididimis, vaz deferens ve sperm kanalları olarak farklılaşmasına yol açar.(20) (21)
Dişi embriyoda ise hamileliğin 6. haftasından sonraki süreçte daha önce cinsiyetsiz olan gonadlar normal seyrinde olgunlaşarak yumurtalıklara dönüşür. SRY proteininin bulunmaması sebebiyle erkek üreme organlarının temel yapısı olan wolff tüpleri yok olurken müller tüpleri gelişmesini sürdürerek rahim, fallop tüpleri ve vajinanın üst kısmını oluşturur. İç cinsel organların dönüşmesinin ardından PGC hücreleri de yumurta hücrelerini oluşturacak şekilde değişime başlar.
Yapılan çalışmalar şaşırtıcı olarak hem erkekteki hem de dişideki cinsiyet gelişiminin ve beynin cinsel başkalaşımının, erkeklik hormonlarının varlığına ya da yokluğuna bağlı bir süreç olduğunu ve ovaryum hormonlarının dişilerde dahi bu süreç üzerine kayda değer bir etkisinin olmadığını göstermiştir.(21)
Sonuç olarak, bazı istisnaları olmakla birlikte, embriyoda SRY geni varsa ve zamanı geldiğinde aktive olursa embriyo dönüşüm geçirerek erkek cinsiyetini alacaktır. Bu genin bulunmaması halinde ise erkeklik hormonları salgılanmayacağı için embriyo yoluna dişi olarak devam edecektir. Buradan da anlaşılacağı üzere, SRY geni aktif oluncaya kadar geçen süreçte erkek embriyo fenotipini dişi embriyolardan ayırt edici hiç bir özellik bulunmamaktadır.
SWYER SENDROMU
|
| Swyer sendromuna sahip bir birey olan Maya Posch (Almanya) |
XX ERKEK SENDROMU (DE LA CHAPELLE SENDROMU)
42. GÜN
Buraya kadar değinilen konulardan anlaşılacağı üzere, embriyonun genotipi döllenmeyle birlikte belirlense de fenotipin cinsiyete göre şekillenmesindeki ilk ve en önemli faktör SRY kromozomunun aktif olup olmamasıdır. Yapılan araştırmalar SRY geninin ürettiği SRY proteininin (TDF) ilk olarak döllenmeden sonra yaklaşık olarak 42. günde cinsiyetsiz gonadlarda görüldüğünü ortaya çıkarmıştır. Prof. Gerald Litwack tarafından yazılan “Hormones” isimli kitapta SRY proteinin embriyoda gözlemlenmesi ve bunun sonucunda testislerin oluşmaya başlaması ingilizce olarak şöyle ifade edilmiştir:
“The SRY gene product, SRY, is detected in the bipotential gonad of XY individuals at about 42 days. The protein contains an high-mobility group box of 79 amino acids that binds to specific regions of DNA, causing the DNA molecule to bend. This bending is thought to make these regions more accessible to other transcription-regulating proteins that ultimately bring about the differentiation of the gonadal cells, some to Sertoli cells, some to Leydig cells. By the end of the sixth week after conception, the Sertoli cells of the fetal testis have begun to differentiate and secrete AMH (One of the First Sex-Specific Hormones)”
“SRY geninin ürünü olan SRY (proteini) XY (kromozomu taşıyan erkek) bireylerin çift cinsiyetli (cinsiyetsiz) gonadlarında yaklaşık 42 günde görülür. Bu protein, özel DNA bölgelerine bağlanan 79 amino asitten oluşan yüksek hareketli bir kutu içerir ve DNA molekülünün bükülmesini sağlar. Bu bükülmenin, belirtilen bölgeleri diğer transkripsiyon düzenleyici proteinler için daha erişilebilir hale getirdiği düşünülmektedir. Bunun sonucunda, gonadal hücreler farklılaşarak bazıları Sertoli hücrelerine, bazıları ise Leydig hücrelerine dönüşür. Döllenmeden sonraki altıncı haftanın sonunda, fetal testisteki Sertoli hücreleri farklılaşmaya ve AMH (İlk Cinsiyet-Spesifik Hormonlardan Birisi) salgılanmaya başlamıştır.”(23)
Embriyonun cinsiyetinin erkek veya dişi olarak şekillenmesi hakkında buraya kadar anlatılan bilimsel veriler çok ilginç bir şekilde Hz. Muhammed (s.a.v.)’den rivayet edilen iki sahih hadisle tam olarak örtüşmektedir. İslami literatürde Kuran’dan sonra en güvenilir iki kitaptan biri olarak anılan Sahih-i Müslim’de yer alan bu hadisler miladi 9. yüzyılda kayda alınmıştır ve bu kitabın çok eski el yazma nüshaları günümüze kadar ulaşmıştır. Bu hadisler şöyledir:
“Nutfenin üzerinden 42 gece geçince, Allah bir melek gönderir ve melek ona suret verir, kulağının, gözünün, cildinin, etinin ve kemiğinin biçimini belirler. Sonra melek şöyle der: Ya Rabbi! Erkek mi kız mı? Rabbin belirlediği ölçüye göre kararını bildirir; melek de yazar. Sonra ya Rabbi, eceli? Rabbin belirlediği eceli bildirir; melek de yazar. Sonra ya Rabbi, kabiliyetleri? Rabbin belirlediği kabiliyetleri bildirir; melek de yazar. Sonra Melek o sayfayı eline alarak çıkar. Artık kendine emredilen şeye ne bir ilave yapabilir ne de çıkarma.” Müslim:(2645).
“Nutfe rahme yerleştikten 40 yahut 45 gece sonra melek gelir ve Ya Rabbi şaki mi said mi, diye sorar. Bunlar yazılır. Ya rabbi, erkek mi dişi mi, diye sorar. Bunlar yazılır. Sonra melek, amelini, eserini, ecelini ve rızkını yazar. Sonra sayfalar dürülür. Artık onlara ne bir ilave yapılır ne de çıkarma.” Müslim:(2644).
Görüldüğü üzere embriyonun fenotipinin erkek veya dişi olarak belirlenmesi hem 2645 numaralı hadiste hem de Prof. Gerald Litwack tarafından yazılan “Hormones” isimli kitapta 42. gün olarak ifade edilmiştir. Bu sürenin yaklaşık bir zamana karşılık geldiği ve değişebileceği de hem 2644 nolu hadiste hem de aynı kitapta belirtilmiştir. Birçok bilimsel makalede de SRY geninin aktivasyonu ve cinsiyetin belirginleşme zamanı olarak, 6. haftanın sonu, 41-44 günler arası gibi zamanlar belirtilmektedir.
2645 numaralı hadiste dikkat çeken bir diğer husus da 42. günde gönderilen meleğin embriyoya suret verdiğinin, embriyonun kulağının, gözünün, cildinin, etinin ve kemiğinin biçimini belirlediğinin söylenmesidir. Bu hadiste geçen “suret vermek” ve “biçimlendirmek” ifadeleri, “yoktan yaratmak” değil “var olanı şekillendirmek” anlamındadır. Tıpkı hem erkeğin hem kadının cinsel organlarına dönüşebilecek potansiyele sahip (bipotantial) gonadların ve wolff-müller tüplerinin henüz cinsiyetsiz olan embriyoda 6. haftadan önce yaratılması, ardından da SRY geninin aktifleşmesiyle birlikte bunların değişerek erkek ve kadın olarak ayrılması gibi, embriyonun göz ve kulak çukurları 42. günden önce oluşsa da bunların hızla gelişerek ayırt edici şekilde karakteristik özelliklerini kazanması 7. haftanın başından itibaren gerçekleşecektir.
- Embriyo, ortalama boyu 9-12 mm (bir kahve çekirdeği kadardır)
- Embriyo bu haftadan itibaren 20. Haftaya kadar çok hızlı büyür.
- Embriyoda yüz hatları taslak halinde bu haftada ortaya çıkmaya başlar; gözler, saydam göz kapakları, kulaklar, damak, diş ve burun oluşur.
- Kol ve bacaklar uzamaya başlar ve parmak taslakları oluşur.
- Solunum sistemi 2 akciğer tomurcuğu şeklinde belirir.
- Omurganın uzantısı olan kuyruk küçülmeye başlar ve kuyruk sokumu belirginleşir.
- Karaciğer hücreleri ilk kez bu haftada kan yapımına başlar. (Bu görevi daha önce yolk kesesi yapmaktaydı)
- Böbrekler bu haftada belirir.
- Hipofiz bezi bu hafta oluşur.
- Bu haftada plasenta daha tam olarak oluşmadığı için embriyoyu hâlâ yolk kesesi besler.(24)
GENOTİP Mİ FENOTİP Mİ?
Burada bir soru akla gelebilir; embriyonun fenotipi 42. günde
şekillenmeye başlasa bile genotipin döllenmeyle beraber ilk günde belirli
olduğu göz önünde bulundurulursa, meleğin 42. günde gelmesi nasıl
anlaşılmalıdır?
Bu soruya cevap olarak ilk önce şunu söylemeliyiz; genotipte olanın
fenotipe yansımasını mimari bir projenin sahada inşa edilmesi gibi
düşünebiliriz. Embriyonun anneden ve babadan aldığı genler, onun bütün
fizyonomisinin bilgilerini taşımaktadır. Bu bilgilerin gerçek hayatta
vücut bulması ise irade ve kudret gerektirir. İslam inancına göre melekler
bu kudretin temsilcileridir. Gerçek kudret sahibi olan Allah’ın
yaratmasına nezaret ve şehadet ederler. Meleklerin nezareti, yardım veya
aracılık etmek gibi değildir ve bir ihtiyaçtan kaynaklanmaz. Sadece
Allah’ın yaratmasındaki ihtişama layık bir şekilde belirli görevlere
müvekkel kılınırlar ve beşerin nazarında önemsiz veya şer olarak
algılanabilecek icraatlara perdedarlık ederler. Melekleri, tabir caiz ise,
bir sultanın raiyetinin içine çıkarken protokol gereği yanında
bulundurduğu teşrifatçılara benzetebiliriz. Bu heyetlerde bulunanlar
gerçekte icracı değillerdir fakat sultanın makamının azametini halkın
idrak edebilmesi için onların varlığı gereklidir.
Meleklere dair bilinmesi gereken bir diğer konu da, onların ilminin
sınırlı olduğudur. Hiçbir meleğin ilmi Allah’ın ilmiyle kıyaslanamaz.
Onlar ancak Allah’ın bildirdiği kadar bilebilirler. Hatta bazı durumlarda
insanın bilgisi meleğin bilgisinden üstün olabilir. Hz. Adem yaratılıp,
meleklere değil de Adem’e halifelik görevi verildiğinde melekler bundaki
hikmeti anlayamamışlardı. Allah Adem’e bütün ilimlere kaynaklık eden
isimleri öğretip hem meleklerden hem Adem’den bu isimleri bildirmesini
isteyince, meleklerin yapamadığını Adem yapmış ve melekler de yüce
Allah’a, "Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden
başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki sen, ilmi ve hikmeti her şeyi kuşatan
Alîm-i Hakîmsin." (Bakara, 2/32) diyerek acizliklerini itiraf etmişlerdi.
Bu çerçevede bakıldığı zaman, 42. günde embriyoya gelen meleğin bilgisinin
ve görevinin ona verilenle sınırlı olduğu söylenebilir. Tabir caiz ise
gelen melek (perdedarlık etmek anlamında) bu projenin mimarı değil sadece
şantiye şefidir. Hadisten anlaşıldığına göre, Allah’ın yaratmasına ve
icraatına nezaret eden bu meleğin gelmesiyle birlikte, genotipte kayıtlı
olan bilgi meleğin eliyle hayata geçirilerek fenotipe aktarılmış,
embriyonun cinsiyeti belirginleşmiş, gelişimi büyük bir hız kazanmış,
karakteristik özellikleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunlar da bilimsel
verilerle aynen uyumludur. Alamlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber
(s.a.v)’in bize bildirdiği hakikatlerin de zaten böyle olması beklenir.
Zira O’nun hakkında yüce Allah, Necm suresinin ilk 4 ayetinde şöyle
buyurmaktadır:
1-Kayan yıldıza yemin olsun ki.
2-Arkadaşınız (Muhammed) yanılmadı, sapmadı, aldanmadı.
3-O kendi heva ve hevesiyle konuşmuyor.
4-O (söyledikleri), kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir.
1 Feromonlar, canlılar arasında kimyasal iletişimi sağlayan ve aynı türden bireylerin davranışlarını ve fizyolojilerini etkilemek için salgılan özel moleküllerdir.
2 “Bipotential” kelimesi, “erkek veya dişi olarak gelişebilecek şekilde her iki potansiyele de sahip,” anlamında olmakla birlikte kolaylık açısından “cinsiyetsiz” olarak tercüme edilmiştir.
KAYNAKÇA:
[16] "Mechanisms of Sex Determination." Open Textbook Library, University of Minnesota, open.lib.umn.edu/evosex/chapter/8-5-mechanisms-of-sex-determination/.
[17] "Gene Expression." Nature Scitable, www.nature.com/scitable/topicpage/gene-expression-14121669/.
[18] Acar, Murat, et al. "Andrology." Journal of Andrology, vol. 15, no. 52, 2015, pp. 57–61, jag.journalagent.com/androloji/pdfs/and_15_52_57_61.pdf.
[19] "Sex Determination." Visualizing Embryology, www.visembryo.com/story4072.html.
[20] "The Molecular Basis of Human Sex Determination." NCBI Bookshelf, National Library of Medicine, www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK557601/.
[21] Yılmaz, M. O., and B. Aydın. "Memelilerde Cinsiyet Gelişimi ve Hormonal Kontrolü." Veteriner Hekim Derneği Dergisi, vol. 80, no. 3, 2009, pp. 23–28.
[22] "Swyer Syndrome." Cleveland Clinic, my.clevelandclinic.org/health/diseases/swyer-syndrome.
[23] Litwack, Gerald, PhD. Hormones: Fourth Edition, Academic Press, 2022.
[24] "Gebelik Sürecinde Hafta Hafta Bebeğin Gelişimi." Esra Esim Büyükbayrak, www.esraesimbuyukbayrak.com/gebelik-surecinde-hafta-hafta-bebegin-gelisimi/.




Kaderin belki de bir vechi de hiçbir şeyin tesadüfî olmamasıdır. Evet yazıda geçen hadisin doğruluğu da mü'min/kâfir herkes için ayan beyan. Tesadüfe mahal yok.
YanıtlaSilÇok açık ve net temellere dayanan bir yazı.
YanıtlaSilİlginç bağlantılar tesadüf olamaz …
YanıtlaSilÇok güzel bir yazı olmuş. Hem peygamberimizin bu asırda ancak anlaşılan bir mucizesi daha ortaya konmuş hem de Allah’ın insana verdiği değer ve ilim ile meleklere olan üstünlüğü de gösterilmiş.
YanıtlaSilİslam tıp, kimya, felsefe gibi pek çok bilimi Yunandan ve Doğudan alıp, kendince yorumlamış ve mucize diye satmıştır. Biraz bilim tarihini karıştırın.
YanıtlaSilFarklı canlılarda cinsiyetin farklı şekillerde belirlenmesinin sebebi nedir?
YanıtlaSileşeyli üreme genetik çeşitlilik sağlamanın yöntemlerinden biri. komodo ejderi gibi bazı canlılarda dişi tek başına da yavru üretebilir. "De ki: “Onları ilk başta yaratmış olan diriltecek. O yaratmanın her türlüsünü bilir.” (Yasin:79)"
SilÇok istifadeli olmus.Kaleminize sağlik
YanıtlaSil"Tevhid Ekseninde Bilim" başlığı altına konulabilecek enfes bir yazı olmuş .
YanıtlaSilAllah razı olsun çok istifadeli bir yazı olmuş.
YanıtlaSil